#GirişimciyeTüyo

Tazeler


Etiketler


Eskiler


Kuluçka Merkezleri, Hızlandırıcılar

Nereden başlayacağını bilmediğinde...

Bora YılmazBora Yılmaz

Hızlı hızlı tanımlarını yapalım:

Kuluçka Merkezleri (Incubator): Çok erken, hatta fikir aşamasındaki girişimleri bir araya toplayarak onlardan (kuluçka benzetmesinden gidersek) ‘civciv’ çıkarmaya çalışan organizasyonlar. Amaç bu fikirlerden büyük ‘işler’ yaratmak. Bunun için de girişimcinin ihtiyaç duyduğu bilgi, yönlendirme, prototipleme gibi ihtiyaçlar için ekipman bu yapılar tarafından sağlanır. Bunlar teknoparklar gibi üniversite ya da devlet destekli yapılar olabileceği gibi, şirketlerin iç ya da dış inovasyonu tetiklemek ve yeni ürünler ortaya çıkartmak için oluşturdukları özel yapılar da olabilir. Genellikle spesifik bir konuya odaklanmış olurlar. Girişimler için uzun soluklu hedefleri olup, ana yapının hedefleri doğrultusunda ilerler ve girişimler ‘gerektiği süre boyunca’ burada kalırlar. Ayrıca kuluçkalarda fikirler iç yapıda oluşturulup, girişimciler dışarıdan da temin edilebilir.

Hızlandırıcılar (Accelerators): Yine çok erken, hatta fikir aşamasındaki girişimleri belirli süreli bir program dahilinde bir araya toplayarak onları bir sonraki aşamaya ‘hızlıca’ taşımaya çalışan yapılar. Genellikle girşimciler program sonundaki ‘demo günlerinde’ yatırımcılar ile buluşturular. Çoğunlukla yatırımcılara yatırım yapabilecekleri şirketler yaratma amacıyla kurulan bu yapılar, kuluçkalar gibi belli konulara odaklanabilir ya da daha genelci bir yaklaşım sergileyebilirler. Özel sermaye kuruluşları olabilecekleri gibi yine bir üniversiteye bağlı yapı da olabilirler. Girişimcilere özellikle eğitim ve mentorluk ve limitli bir bütçe sağlarlar. İlk hızlandırıcı, Paul Graham’in ABD’de kurduğu ve hali hazırda dünyanın en zor girilen hızlandırma programı olan Y-Combinator (Bu arada Türk girişimleri Vizera, eBrandValue ve Zeplin‘in buraya kabul edildiğini biliyor musun?)

Kim kimdir, çok bir fark yok gibi değil mi (Hele burada)? Yurtdışına baktığında bu ayrım yatırım miktarı ve karşılığında aldıkları (hızlandırıcılar para da verirler), program süreleri (hızlandırıcılar bir süre sonunda mezun ederler), girişimci kimlikleri (hızlandırıcılar tek kişi değil, ekip ararlar) gibi konularda daha da belirginleşebiliyor. Ama Türkiye’de bu ayrımı sağlayan genelde yapının kendine koyduğu isim oluyor: X Hızlandırma Programı, Y Kuluçka Merkezi gibi. Hızlandırıcılara girip, program sonunda yıllarca kalan adamlar olduğu gibi, kuluçka da para da verilebiliyor. Biraz karışık kısacası..

Önemli olan bu yapıların birbirine göre farkından ziyade katma değerleri. Soru şu, gerçekten bu programlara girmeli mi?

Bu programların bir noktadan bakınca değerli oldukları malum. Özellikle ‘eğitim’ anlamında. Ama illa girişimcilerin bu yapılara girmiş olması gerek diye bir şart yok. Ya da buralara girmeyenden girişimci olmaz, olsa da başarılı olmaz diye. Bugün bu programlara girmemiş yerli/yabancı başarılı bir çok girişim var.

“Bununla birlikte eğer ilk girişimini yapıyorsan ve nereden başlayacağını bilmiyorsan; işin biraz daha arka tarafını ve metodolojisini merak ediyorsan; program dahilinde şahsen tanımadığın bir çok mentor iş insanından görüş almak ve bunları değerlendirmek istiyorsan; programa beraber katılacağın diğer girişimcilerle fikir alışverişinde bulunmak istiyorsan; girişimcilik dünyasında çok fazla tanınırlığın ve tanıdığın yoksa ya da kim kimdir çok da hakim değilsen ve belki de en önemlisi yatırımcılara ulaşamıyorsan (Türkiye’de bunu yapamıyorsan sorun sende-nedenini başka bir yazıda yazacağım) bu yapılar iyi bir başlangıç noktası olabilir.Ayrıca unutma özellikle buralara girdiğinde ‘kendi düşünme mekanizman’ yerine, bu yapıların uyguladığı programlar dahilinde düşünmen, büyümen beklenecek. Kısacası sistematik olarak her bir girişimin aynı modelde ilerlemesi ve problemleri çözmesi bekleniyor.Eğer bu dediklerim uymuyorsa, bu yapıları hiç düşünmeden direk pas geçebilir, bir süre kendi kendine yetebilir ya da melek yatırımcı ya da daha ötesini değerlendirebilirsin. “

— #GirişimciyeTüyo

Ama yine Türkiye özelinde bakarsak, yukarıdaki faydaların önemli bir kısmını buradaki yapılar da sağlasalar da, hızlandırma (bir sonraki aşamaya taşıma) anlamında daha çok yolumuz olduğu kesin. Bunlar arasında Türk Telekom hızlandırma programı Pilott, bugüne kadar ki seçtikleri girişimlerin kalitesi, programın yürütülme biçimi ve programdan mezun olan 21 şirketin 8’inin de yatırım almış olması sebebi ile bence en başarılısı. (Umuyorum ki kuruluşundan yönetimine önemli emekleri olan Duygu Öktem‘in yönetiminden ayrılışı sonrası bu performans ve Türk Telekom’un ilgi, alakası aynı şekilde devam eder) Bunun yanı sıra Girişim Fabrikası girişimleri de (sitesinde yazdığına göre) bugüne kadar 4.8 milyon TL’den fazla yatırım ve hibe almış.

Tavsiyem böyle bir programa katılmak istediğinde her biri ile ayrı ayrı görüşüp, detaylarını ve performanslarını program yöneticilerinden dinlemen. Türkiye’deki yapılara buradan ulaşabilirsin.

VC @ Revo Capital

Yorumlar 1
  • Murat Tortopoğlu
    Yollandı tarihinde

    Murat Tortopoğlu Murat Tortopoğlu

    Cevapla Yazar

    güzel yemek sonrası içilen kahve tadında bir ekleme yapayım: para kısmı önemli, uluslararası hızlandırma ağı (GAN) girişimciye hisse karşılığı $15-20K vermeyenleri hızlandırıcı olarak görmüyor.
    yurtdışında hızlandırma işine bir yatırım şekli olarak bakılıyor, genelde vc ler ve super angel lar var.. 10-12 girişim için münferit uğraşmak yerine tek seferde hallediliyor, eforlarını ve kaynaklarını verimli kullanıyorlar. bu işi iyi yapanların yatırım şekilleri de ‘kazanıp geri öde, hisseni al’ tadında girişim dostu yaklaşımla oluyor.
    tüm yatırımcılarda olduğu gibi hızlandırıcıların da önceki girişimcileriyle de mutlaka konuşun.